ENFLESYONU DÜŞÜRMENİN MALİYETİ

Nominal ve reel olmak üzere iki çeşit faiz vardır. Bankalar mevduata nominal faiz uygulamaktadır. Bankaların verdiği nominal faiz oranından enflasyon oranının çıkarılmasıyla elde edilen ve paranın gerçek satın alma gücünü gösteren net getiri oranıdır. Enflasyondan arındırılmış bu oran borcun gerçek maliyetini gösterir.

Ekonominin büyümesinden vazgeçip işsizliği artırarak iktisat dışı kurallarla enflasyonu düşürmek olanaklıdır.  Büyüme oranı düşükse, enflasyon hedefin üzerine çıkar ve risk oluşur.  Merkez Bankası maliyet riskini üstlenerek faiz politikasını oluşturabilir. Bu yönde faiz hızlı düşerse mevduat ve kredi faizleri de düşer.  Türk Lirası reel olarak değer kaybedebilir. Ancak ekonomi büyüyerek yatırım, ihracat ve tüketim artar.

Türkiye’de enflasyon-büyüme ve enflasyon-işsizlik ilişkilerine baktığımızda reel faizin oluşmasında bir kopukluk olduğu görülüyor. Bu yönde uygulanan faiz politikası yanlış olunca uygulanan iktisat politikası da yanlış oluyor. Merkez Bankası’nın risk primi yüksekken uyguladığı faiz politikası ile gerçekleşmesi düşünülen enflasyon sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Enflasyon düşüren nominal faiz oranıdır .Bu yönde tüketim ve yatırım kararlarında belirleyici unsur uzun dönem reel faiz oranlarıdır. Paranın sıklığı nedeniyle Merkez Bankası’nın kısa dönem politika faiz oranlarını değiştirmesi durumunda reel faiz oranları da değişebilir.

Türkiye Jeopolitik nedenlerden dolayı risk primi yüksek ve ekonominin kırılgan olduğu ülke konumundadır. Ve vadesi gelen dış borcumuz ile cari açık nedeniyle dışarıdan borç para bulmak zorundadır.  Riski artıracak gelişmeler yüksek faizli döviz bulmaya zorlayacaktır. Bu zorlama sonucunda Türk lirası cinsiden mali varlıklara olan talebin düşme beklentisi oluşur. Son ekonomi programında talebi düşen bir mali varlığın faizi yükselerek yüksek kur ve yüksek faiz dengeye gelmesi bekleniyordu. Bu yönde olumlu sonuçlar sağlanamadı. Gelinen noktada döviz borcu olanlar faaliyetlerini azaltıp işçi çıkardılar. Bankalara borçlarını ödemekte zorlanan şirketlere bankalar kredileri azaltmak zorunda kaldı. Ekonomimiz küçüldü ve cari açığımız arttı. Şirketler yeni yatırımlar yapmakta zorlanıyor. Kırılganlığımız devam ediyor. Kırılganlıkları azaltarak riski düşürecek bir program de yok. Güven veren büyüme olmayınca Merkez Bankasının faizinin oranı konusunda kararsızlığı devam ediyor. Bu yönde dış borca bağlı faiz yükü artarak enflasyonu düşürmenin maliyeti yükseliyor.

Dr. Fevzi ER / Akademisyen


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...



Bu sayfa da yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan https://duzcetv.com sorumlu tutulamaz.