Kütüphaneye Yapılan Yatırım Geleceğe Yapılan Yatırımdır

Bir şehrin gelişmişliğini yalnızca yollarıyla, binalarıyla, parklarıyla ya da meydanlarıyla ölçmek doğru değildir. Bir şehrin geleceğini asıl belirleyen, gençlerine hangi imkanları sunduğu ve eğitime ne kadar yatırım yaptığıdır.

Düzce’de son yıllarda bu konuda dikkat çeken yatırımlardan biri de kütüphaneler oldu. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü döneminde hayata geçirilen kütüphanelerin gençlerin yoğun şekilde kullandığı eğitim alanlarına dönüşmesi, yapılan yatırımın sonuçlarının görülmeye başladığını gösteriyor.

Bunun en güzel örneklerinden biri Ravza Yıldırım.

Esin Olcay Anadolu Lisesi’nden mezun olan Ravza Yıldırım, YKS Eşit Ağırlık alanında Türkiye 3 bin 117’ncisi oldu ve Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tam burslu kazandı.

Başarının arkasında elbette öncelikle öğrencinin emeği, disiplini ve ailesinin desteği var. Ancak gençlerin çalışabileceği doğru ortamların oluşturulmasının da bu başarı yolculuğundaki payını görmezden gelemeyiz.

Ravza’nın anlattıkları bunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Bir buçuk yıl boyunca neredeyse her gün Sabiha Ulusoy Kütüphanesi’ne gitmiş. Sabah erken saatlerde kapının açılmasını beklemiş, saatlerce ders çalışmış ve kendisine bir çalışma düzeni oluşturmuş.

Sonuç ortada: Türkiye derecesi ve tam burslu hukuk fakültesi.

DÖRT YILDA DÖRT KÜTÜPHANE

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün eğitim alanında attığı adımların önemli parçalarından biri, kentte kütüphane imkanlarının artırılması oldu.

Dört yıl içerisinde dört kütüphanenin hizmete sunulması yalnızca yeni binaların açılması anlamına gelmiyor. Bu mekanların içini gençler dolduruyorsa, öğrenciler burada sınavlara hazırlanıyor ve başarı elde ediyorsa yatırım gerçek amacına ulaşmış demektir.

Ravza’nın anlattığı bir başka ayrıntı da bunun tekil bir başarı olmadığını gösteriyor. Sınıfındaki iki yakın arkadaşının Yahya Kemal Köşkü Kütüphanesi’ni kullandığını ve onların da YKS’de derece yaptığını söylüyor.

Demek ki mesele sadece masa, sandalye ve kitap rafı yapmak değil.

Mesele gençlere, “Burada çalışabilirsin, burada kendini geliştirebilirsin, burada geleceğini kurabilirsin” diyebilecek ortamlar oluşturmak.

EĞİTİME HARCANAN PARA GİDER DEĞİL, YATIRIMDIR

Yerel yönetimlerden elbette yol, su, ulaşım, temizlik ve altyapı hizmetleri beklenir. Bunlar belediyeciliğin temel görevleridir. Ancak bir belediyenin şehrin geleceğine dokunabilmesi için sosyal ve eğitim alanlarında da kalıcı eserler bırakması gerekir.

Çünkü asfalt zamanla yenilenir.

Binalar eskir.

Parklar yeniden düzenlenir.

Ama eğitimine katkı sağladığınız bir genç, yıllar sonra doktor, mühendis, öğretmen, avukat, akademisyen veya girişimci olarak o şehre ve ülkeye hizmet eder.

Bu nedenle eğitime ayrılan kaynak hiçbir zaman boşa harcanmış para değildir.

BAŞARI ÖĞRENCİNİN, İMKAN SUNMAK YÖNETİCİLERİN GÖREVİ

Burada hakkı teslim etmek de önemli.

Ravza Yıldırım’ın elde ettiği dereceyi yalnızca bir kütüphaneye bağlamak, aylarca hatta yıllarca verdiği emeğe haksızlık olur. Başarının sahibi öğrencinin kendisidir.

Ancak yöneticilerin görevi de gençlerin önündeki engelleri azaltmak ve onlara uygun çalışma ortamları hazırlamaktır.

Dr. Faruk Özlü yönetimindeki Düzce Belediyesi’nin kütüphane yatırımlarına bu açıdan bakmak gerekiyor.

Belediye imkan sağladı, gençler o imkanları değerlendirdi.

Şimdi ortaya çıkan başarılar da yapılan yatırımların meyveleri olmaya başladı.

BİR ŞEHRİN GELECEĞİ KÜTÜPHANELERDE ŞEKİLLENİR

Bugün Sabiha Ulusoy Kütüphanesi’nin kapısında sabah erken saatlerde bekleyen bir öğrenci belki birkaç yıl sonra Türkiye'nin önemli hukukçularından biri olacak.

Yahya Kemal Köşkü Kütüphanesi’nde sınava hazırlanan başka bir genç doktor olacak, bir başkası mühendis, öğretmen ya da akademisyen olarak karşımıza çıkacak.

İşte belediyeciliğin uzun vadeli tarafı tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Bugün yapılan yatırımın sonucunu yarın alıyorsunuz.

Düzce’nin daha fazla kütüphaneye, daha fazla çalışma alanına ve gençlerin kendilerini geliştirebileceği daha fazla merkeze ihtiyacı var. Mevcut kütüphanelerin dolması da zaten bu ihtiyacın en açık göstergesi.

Ravza Yıldırım’ın hikayesi bunun güzel bir örneği.

Bir buçuk yıl boyunca her gün aynı kapıdan içeri girdi. Çalıştı, vazgeçmedi ve Türkiye derecesi yaptı.

Bugün o kapının üzerinde yalnızca bir kütüphanenin adı yazmıyor.

Orada aynı zamanda gençlerin geleceğe açılan kapısı duruyor.

Ve o kapıyı açık tutmak, bir şehre yapılabilecek en değerli yatırımlardan biridir.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...



Bu sayfa da yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan https://duzcetv.com sorumlu tutulamaz.