Bir belediyenin görevi yalnızca yol yapmak, park oluşturmak, içme suyu yatırımı gerçekleştirmek ya da yeni tesisler kazandırmak değildir. Yapılan çalışmaların vatandaşa doğru şekilde anlatılması, belediyenin nasıl çalıştığının gösterilmesi ve kamu kaynaklarının nerelerde kullanıldığının toplum tarafından görülmesi de yerel yönetim anlayışının önemli bir parçasıdır.
Düzce Belediyesi tarafından düzenlenen “Belediye Hizmette, Kadınlar Keşifte” programına bu açıdan bakmak gerekiyor.
Nusrettin, Gökçe, Körpeşler ve Şehit Murat Demir mahallelerinden programa katılan kadınlar, şehirde devam eden ve tamamlanan birçok projeyi yerinde görme imkânı buldu. İçme suyu yatırımlarından Millet Bahçesi-2’ye, Tarım Akademisi’nden 19 Mayıs Spor Kampüsü’ne, Konuralp Antik Tiyatrosu’ndan farklı belediye yatırımlarına kadar birçok çalışma hakkında doğrudan yetkililerden bilgi aldılar.
Aslında burada önemli olan sadece bir gezi düzenlenmesi değil.
Vatandaş çoğu zaman belediyenin çalışmalarını günlük hayatına yansıdığı kadarıyla görüyor. Bir yol tamamlandığında o yolu, bir park açıldığında o parkı görüyor. Ancak bir projenin hangi aşamalardan geçtiğini, hangi ihtiyaca cevap vereceğini, kapasitesini ve şehir için neden gerekli olduğunu her zaman bilmeyebiliyor.
Örneğin günlük 130 bin metreküp kapasiteli yeni içme suyu arıtma tesisi sıradan bir vatandaş için uzaktan bakıldığında yalnızca büyük bir inşaat alanı olarak görülebilir. Oysa tesisin ne işe yarayacağı ve Düzce'nin gelecekteki su ihtiyacı açısından taşıdığı önem anlatıldığında yapılan yatırım çok daha anlaşılır hale geliyor.
İşte belediyelerin vatandaşa dokunması gereken noktalardan biri de burasıdır.
Hizmeti yapmak kadar hizmeti anlatabilmek de önemlidir.
Üstelik bunu sadece sosyal medya paylaşımları, tanıtım filmleri veya hazırlanan broşürlerle yapmak yeterli olmayabilir. Vatandaşın çalışmaları yerinde görmesi, merak ettiğini doğrudan yetkilisine sorabilmesi çok daha güçlü bir iletişim oluşturur.
Bu tür programların bir başka önemli tarafı ise belediye ile vatandaş arasındaki mesafeyi azaltmasıdır. Yerel yönetimler vatandaşa en yakın kamu kurumlarıdır. Dolayısıyla belediyenin işleyişinin vatandaş tarafından bilinmesi, kararların ve yatırımların daha anlaşılır hale gelmesi şehirde aidiyet duygusunu da güçlendirir.
Ancak burada önemli bir çizginin korunması gerekir.
Tanıtım faaliyeti yalnızca yapılanları öven tek taraflı bir organizasyona dönüşmemeli. Vatandaşın soru sorabildiği, eksik gördüğü noktaları dile getirebildiği, eleştirisini aktarabildiği bir ortam da oluşturulmalıdır. Çünkü gerçek anlamda katılımcı belediyecilik, sadece belediyenin vatandaşa kendisini anlatması değil, aynı zamanda vatandaşın da belediyeye kendisini anlatabilmesidir.
“Belediye Hizmette, Kadınlar Keşifte” programının tüm mahallelerde devam edecek olması bu nedenle değerli.
Hatta benzer programların gençler, öğrenciler, esnaflar ve farklı meslek grupları için de düzenlenmesi düşünülebilir. Böylece Düzce'de yaşayan daha fazla kişi, kendi şehrinde nelerin yapıldığını ve belediyenin nasıl çalıştığını doğrudan görebilir.
Sonuçta yapılan hizmet vatandaş içindir.
Vatandaşın o hizmeti bilmesi, görmesi, sorgulaması ve gerektiğinde görüşünü söylemesi de en doğal hakkıdır.
Şeffaf belediyecilik biraz da budur: Kapıları açmak, yapılanı göstermek, neden yapıldığını anlatmak ve vatandaşın sesini dinlemek.


