Bir şehrin gelişmişliğini yalnızca nüfusu, sanayisi, yolları veya ekonomik büyüklüğüyle değerlendirmek eksik kalır. Şehrin kültürel yapısı, gençlerinin eğitime yaklaşımı ve insanların kitapla kurduğu ilişki de o kentin geleceği hakkında çok şey söyler.
Bu açıdan Düzce adına sevindirici bir tabloyla karşı karşıyayız.
Paylaşılan verilere göre Türkiye’de kitap okuma alışkanlığıyla öne çıkan şehirler arasında Düzce 6’ncı sırada yer aldı.
Erzurum, Erzincan, Yalova, Kocaeli ve Sakarya’nın ardından gelen Düzce; Bolu, Ankara, Eskişehir ve Bilecik gibi şehirlerin önünde kendisine yer buldu.
Bu sonuç küçümsenecek bir başarı değil.
KÜTÜPHANELERİN DOLMASI TESADÜF DEĞİL
Son yıllarda Düzce’de özellikle gençlerin kütüphanelere gösterdiği ilgiyi görüyoruz.
Sabah saatlerinde kapısının açılmasını bekleyen öğrenciler, akşam saatlerine kadar ders çalışan gençler ve sınavlara hazırlanan yüzlerce kişi artık Düzce’de alışık olduğumuz görüntüler haline geldi.
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü döneminde şehre kazandırılan kütüphanelerin de bu kültürün gelişmesine katkı sunduğunu söylemek gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde YKS Eşit Ağırlık alanında Türkiye 3 bin 117’ncisi olan Ravza Yıldırım’ın hikayesi bunun güzel bir örneğiydi.
Bir buçuk yıl boyunca Sabiha Ulusoy Kütüphanesi’ni neredeyse her gün kullanan genç öğrenci, sonunda Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tam burslu kazanmayı başardı.
Şimdi Düzce’nin kitap okumada Türkiye’nin ilk 10 şehri arasında gösterilmesiyle bu tabloyu birlikte değerlendirdiğimizde önemli bir noktaya ulaşıyoruz:
Kütüphane kültürü şehirde karşılık buluyor.
KİTAP OKUMAK SADECE ÖĞRENCİNİN İŞİ DEĞİL
Ancak kitap okumayı yalnızca sınava hazırlanan öğrenciler üzerinden değerlendirmemek gerekiyor.
Kitap, insanın düşünce dünyasını geliştirir. Kelime dağarcığını zenginleştirir, olaylara farklı açılardan bakabilmesini sağlar.
Bugün sosyal medyada birkaç saniyelik görüntülerle bilgi sahibi olduğumuzu düşünüyoruz. Başlıkları okuyor, içeriğine bakmadan fikir sahibi oluyor ve çoğu zaman araştırmadan hüküm veriyoruz.
İşte tam da böyle bir dönemde kitap okumak daha değerli hale geliyor.
Çünkü okumak insana sadece bilgi kazandırmaz.
Düşünmeyi de öğretir.
ALTINCI SIRA YETERLİ Mİ?
Düzce’nin Türkiye’de 6’ncı sırada olması elbette sevindirici.
Ama bunu yalnızca gurur duyulacak bir istatistik olarak görüp kenara koymamak gerekiyor.
Hedef neden ilk üç olmasın?
Okullarda daha fazla kitap etkinliği yapılabilir. Yazarlarla gençler buluşturulabilir. Mahallelerde okuma etkinlikleri düzenlenebilir. Mevcut kütüphanelerin imkanları daha da geliştirilebilir.
Çocukların küçük yaşta kütüphanelerle tanışmasını sağlayacak projeler artırılabilir.
Çünkü okuma alışkanlığı üniversite sınavına birkaç yıl kala kazanılacak bir alışkanlık değildir.
Çocuklukta başlamalıdır.
HER EVE BİR KİTAPLIK
Asıl hedefimiz sıralamalardan daha büyük olmalı.
Düzce’de her çocuğun kitapla tanıştığı, her gencin rahatlıkla ulaşabileceği bir kütüphanenin bulunduğu ve ailelerin evlerinde küçük de olsa bir kitaplık oluşturduğu bir şehir kültürü meydana getirmek gerekiyor.
Belediyeler kütüphane yapacak.
Okullar öğrenciyi kitapla buluşturacak.
Aileler çocuklarına örnek olacak.
Gençler de kendilerine sunulan imkanları değerlendirecek.
Bunların hepsi bir araya geldiğinde ortaya sadece daha fazla kitap okuyan bir şehir çıkmaz.
Daha fazla düşünen, sorgulayan, araştıran ve üreten bir şehir ortaya çıkar.
Düzce’nin Türkiye’de kitap okumada 6’ncı sırada gösterilmesi güzel bir haber.
Fakat daha güzeli, bu sıralamanın geçici bir istatistik olmaması ve okuma kültürünün gelecek nesillere aktarılmasıdır.
Bugün kütüphanede kitap okuyan çocuk, yarın bu şehrin öğretmeni, doktoru, mühendisi, hukukçusu, yöneticisi olacak.
Bu nedenle kitap okumaya yapılan her yatırım aslında Düzce’nin geleceğine yapılan yatırımdır.
Düzce okuyorsa, Düzce’nin geleceği adına umut var demektir.


