Fındık hasadı yaklaşırken her yıl aynı tartışmalar yeniden başlıyor. Bu yıl gündemin ilk sırasında ise mevsimlik tarım işçilerinin yevmiyesi var.
Akçakoca, Alaplı ve Karadeniz Ereğli'de yapılan protokolle günlük ücret 1.650 lira, yol ücretiyle birlikte 1.750 lira olarak belirlendi. Ancak açıklamanın ardından özellikle işçi kesiminden gelen tepkiler dikkat çekti. Birçok kişi bu ücretin günümüz ekonomik şartlarında yetersiz olduğunu savunurken, "Bu paraya çalışacak insan bulamazsınız." görüşünü dile getiriyor.
Aslında bu tartışma sadece bu yılın meselesi değil. Son yıllarda tarım sektörünün en büyük sorunlarından biri işçi bulabilmek oldu. Eskiden köylerde gençler hasat zamanı bahçelere koşardı. Bugün ise aynı gençler fabrikalarda, hizmet sektöründe ya da büyük şehirlerde çalışmayı tercih ediyor. Çünkü düzenli maaş, sosyal güvence ve daha planlı bir çalışma hayatı sunan işler, tarımın önüne geçmiş durumda.
Öte yandan üreticinin de durumu çok farklı değil.
Gübre fiyatları, ilaç maliyetleri, akaryakıt, nakliye, bakım giderleri derken fındık üreticisinin maliyeti her yıl katlanarak artıyor. Üretici de haklı olarak hesabını yapmak zorunda kalıyor. Çünkü yüksek işçilik maliyeti, kârını önemli ölçüde azaltıyor.
İşte tam bu noktada iki taraf da kendince haklı.
İşçi, yaptığı ağır emeğin karşılığını almak istiyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan, güneş altında saatler süren zorlu bir mesainin karşılığında geçimini sağlayacak bir ücret talep ediyor.
Üretici ise artan maliyetler karşısında bahçesini ayakta tutmaya çalışıyor.
Sorun aslında ücret tartışmasının çok ötesinde.
Bugün Türkiye'de tarımın en büyük problemi, genç nüfusun üretimden uzaklaşmasıdır. Eğer bu gidişat devam ederse birkaç yıl sonra sadece fındıkta değil, birçok tarım ürününde "çalışacak insan bulamıyoruz" cümlesini daha sık duymaya başlayacağız.
Akçakoca gibi fındığın başkentlerinden birinde hasat döneminde işçi bulunamaması ihtimali bile düşündürücüdür. Çünkü dalında kalan her ürün, hem üreticinin hem de ülke ekonomisinin kaybıdır.
Belki de artık yeni modelleri konuşmanın zamanı geldi.
Mekanizasyonun artırılması, küçük hasat makinelerinin yaygınlaştırılması, işçilerin sosyal koşullarının iyileştirilmesi, konaklama standartlarının yükseltilmesi ve üreticiyi destekleyecek teşviklerin artırılması gerekiyor. Tarım artık sadece "günlük yevmiye" hesabıyla sürdürülebilecek bir sektör olmaktan çıktı.
Fındık, Karadeniz insanının sadece geçim kaynağı değil; kültürü, yaşam biçimi ve bölge ekonomisinin lokomotifidir. Bu değeri koruyabilmek için hem üreticiyi hem de emeğiyle alın teri döken işçiyi memnun edecek ortak çözümler üretmek zorundayız.
Çünkü unutulmamalıdır ki bahçede sadece fındık toplanmıyor; bir yıllık emek, umut ve geçim de toplanıyor. O emeğin karşılığını ne işçi eksik almalı ne de üretici ürettiğinden zarar etmelidir. Gerçek çözüm, iki tarafın da kazanabildiği adil bir dengeyi kurabilmektir.



