ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve Dr. Seda Akduman tarafından ‘Deprem Sonrasında Hızlı Bina Hasar Tespiti Yapılmasını Sağlayan Bir Sistem ve Buna Yönelik Bir Yöntem’ isimli buluş, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından tescillendi.
BEUN Mühendislik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve Dr. Seda Akduman, 3 yıl önce depremlerde binaların sallanmasının ardından binalara girişlerin tehlikeli olup olmadığını hızlı şekilde tespit etmek için çalışmalara başladı. Çalışmalar neticesinde ekip, 2 yıl önce ivmeölçerin binaların taşıyıcı unsurlarına takılmasıyla, yaşanan yer sarsıntısında binanın sallanmasının tehlikeli olup olmadığını belirleyen bir cihaz geliştirdi. Cihazın patent işlemleri tamamlandı ve ‘Deprem Sonrasında Hızlı Bina Hasar Tespiti Yapılmasını Sağlayan Bir Sistem ve Buna Yönelik Bir Yöntem’ TÜRKPATENT tarafından tescillendi. Buluş, binaya ilişkin konum, kat sayısı, yapı malzemesi gibi verileri işleyerek, ivmeölçer ile yaşanan sarsıntıyı ölçüp binanın önceden belirlenmiş salınım periyodu ile ilişkisini değerlendirerek, yeni depremlerde binanın tehlikede olup olmadığı hakkında bilgi sağlıyor. Buluşla birlikte depremlerden sonra ihtiyaç duyulan hızlı değerlendirme süreçlerine bilimsel ve teknolojik katkı sunulması amaçlanıyor. Patenti alınan cihaz için prototip geliştirme ve seri üretime geçiş süreçleri sürüyor.
‘BİNALARIN SALLANMASI GAYET DOĞALDIR AMA NEREDEN SONRA TEHLİKELİ BİLGİSİNE ULAŞMAYI KOLAYLAŞTIRIYOR’
Binaların depremde sallanmalarının doğal olduğunu, her sallanmanın tehlike anlamına gelmediğini geliştirdikleri cihazla da bu bilgiye vatandaşın kolay erişmesini amaçladıklarını söyleyen Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, “Yer sarsıntıları, yerüstündeki yapıların az veya çok sallanmasına neden olur ama bu her sarsıntının tehlikeli olduğu anlamına gelmez. Binaların sallanmaları gayet doğaldır. Ama nereden sonra bu sarsıntı tehlikelidir, bina daha büyük depremlere dayanabilir mi, dayanamaz mı; bunlara karar vermek uzmanların işidir. Vatandaşlarımızın her birinin her sarsıntıda uzmanlara başvurması gibi bir durum söz konusu olmuyor. Vatandaşlarımızın çoğu kez, kendimizde, kendi ailemizde gördüğümüz üzere, ‘bu deprem çok sarstı, acaba binada bir kusur var mı, yok mu, tehlikeli mi’ gibi tartışmalar vatandaşlarımız arasında olur. Biz de Seda Akduman hocamızla vatandaşlarımızın bu tip ihtiyaçlarına cevap verecek bir cihaz tasarlayabilir miyiz diye düşündük. Her binanın kendi doğal salınım periyodu söz konusudur. Deprem dalgaları bu salınım periyoduna ulaştığı takdirde binanın rezonansa girip yıkılması gibi bir durum söz konusu olabilir. Biz de pratik olarak vatandaşımızın bu bilgiye erişebileceği bir cihaz tasarlayabilir miyiz diye düşündük. Cihazı pil veya prize takarak çalıştırmak mümkün, bunu binanın taşıyıcı sistemlerinden birine bağladığınızda deprem ya da başka sebeple yer sarsıntısı olduğunda bu cihaz içerisindeki sensörler sayesinde sarsıntıyı kaydediyor ve binanın kendi teorik doğal salınım periyoduyla karşılaştırıp bu sallanmanın tehlikeli bir sallantı olup olmadığını, binanın yapısal özelliklerinde doğal bir salınım mı yoksa aşırı bir salınım mı, vatandaşımıza cep telefonu üzerinden bilgi olarak gönderiyor. Binanız küçük depremlerde bile aşırı sallanıyorsa, daha büyük depremlere dayanıp dayanmayacağı noktasında bir endişe ortaya çıkar. Bu durumda da binanın profesyonel ekiplerce gözden geçirilmesi gerekir” dedi.
‘KAYIT TUTMUŞ VE TÜRKİYE’DEKİ BİNA STOĞUNU DA ÇIKARMIŞ OLACAĞIZ’
Depremlerden sonra yaşanan en büyük sıkıntılardan birinin ayakta kalan binanın tehlikeli olup olmadığının tespiti olduğunu belirten Dr. Seda Akduman, “Hakan hocamızla beraber acaba dedik binanın salınımını deprem anında kayıt altına alırsak, statikçilerin yaptığı salınımla uyuşup uyuşmadığına bakarsak, daha doğrusu güvenli bölgede olup olmadığına bakarsak bir bina hasar almış olabilir veya beklenenden daha fazla cevap vermiş olabilir veya malzeme problemiyle bir şey olmuş olabilir. Bu gibi sıkıntıları hep yaşamaktayız. Eski bina da olabilir, bunun sonucunda ‘binamıza tekrar girebilir miyiz’ diye bir çalışma yaptık. 6 Şubat depremlerinden sonra şunu yaşadık; binaların değerlendirilmesi için bütün üniversitelerden inşaat mühendisleri saha çalışmasına gitti. Bu süre boyunca insanlarımız hep dışarıda, çadırlarda veya başka yerlerde konaklamak zorunda kaldı. Bizim patentini aldığımız ürünle birlikte şunu hedefledik; deprem olduktan sonra, kullanıcı kendi bulunduğu katı, yüksekliği girerek binasının ne kadar sallanıp sallanmadığını kontrol edecek ve başlangıçtaki statikçinin hesapladığı periyoda göre fazla mı yoksa kabul edilebilir seviyede mi bunu kıyasladık. Buna göre de program diyecek ki, ‘evet bina hedeflenen salınıma ulaştı veya beklenenden daha fazla bir titreşim aldı, buna göre hasar almış olabilir, binaya girmek tehlikeli olabilir’ ya da ‘binaya girme konusunda tehlike arz etmemektedir’ gibi bir sonuç oluşacak. Buna göre de depremden sonra kullanıcılar rahatlıkla binalarına girip çıkabilecek. Aslında geniş çapta baktığımız zaman, olan depremlerle bir envanter tutmayı planlıyoruz, her kullanıcı bunu kendi dairesine taktığı zaman bir kayıt tutmuş olacağız ve Türkiye’deki yapı stoğunu da çıkarmış olacağız. Dolayısıyla bütün ülkeye hizmet edecek bir patent düşündük, öyle bir ürün olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
CİHAZIN ÇALIŞMA PRENSİBİNİ ANLATTI
Cihazın çalışma prensibini anlatan Akduman, “Daire sahibi küçük bir USB modunda prize takacak, internetle veri toplayacak. Cihaz sürekli veri toplamaya devam edecek. Mesela bugün tarihli bir deprem oldu, binadan çıkış yapıldıktan sonra geçmişe dönük binada olan salınım da kontrol edilebilecek. Yani geçmiş zamana uygun olarak seçim yapılacak. Bina ivmeölçerin kaydettiği salınıma göre bize güvenli veya güvenli değil olarak bir uyarı veriyor olacak” ifadelerini kullandı.
YATIRIMCI DESTEĞİ ARIYORLAR
Prototip geliştirme aşamasında olduklarını ve yatırımcı desteğine ihtiyaç duyduklarını ifade eden Akduman, şöyle konuştu:
“Gerekli yazılımları yaptık, düşük bütçeli bir ivmeölçer bulup deneylere başladık ama bir ürün haline getirilmesi için bütçeye ihtiyacımız var. Bu patentin ürün haline getirilebilmesi için, seri üretim halinde satılabilmesi için desteğe ihtiyacımız var bu konuda. Patente 2 yıl önce başvurduk, ağustos ayı içinde de patentimiz tescillendi. Bundan sonra artık üretime geçebiliriz. Önce biz patent almayı bekledik, bu fikir patentiydi. Bu süre zarfında gerekli çalışmaları yaptık, bu noktadan sonra artık yatırımcı ihtiyacımız var. Çünkü biz bir noktaya kadar ilerleyebildik, yatırımcı bulursak yaptıklarımızı anlatıp seri üretime geçmek istiyoruz.”


